bu köküne benzin döküp yaktığımın kelimeleri hiç bir halta yaramıyor.olmuyor anasını satayım kelimelerle de olmuyor.saçlarımın diplerinden tanrının biri kavramış beni. dünya tanrının canını nasıl yakıyorsa, o da öyle yakıyor canımı.
-
24 Ocak 2016 Pazar
ahşap sandalyeyi altılı yemek masası takımından tek hareketle ayırdı ve karşıma oturdu. gözleri kan çanağıydı, kalbi hoyrat bir kedi tarafından oyuncak edilmiş kırmızı yün yumağı. bir süre, hiç takınmadığı kadar hakiki bir tebessüm takınarak gözlerini yerde duran yaşlı sivas halısına kilitledi, sağ bacağını tam yüz on dokuzuncu kez titretirken içinin yağmurlarına sel emri verdi. bedenini zorlukla benden tarafa çevirdi ve ölesiye yorgun bir ses tonu ile, yaz, dedi. benden, ruhunun portresini yapmamı istiyordu. nefesi kum fırtınası gibi estikten sonra devam etti, yalvarırım yaz beni, yalan da olsa görecesiz bir güzellik işle o kağıdına, öyle güçsüzüm ki.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder