-

2 Ağustos 2016 Salı

seniha teyzenin kurabiyelerini yemeye çıkmıştım üst kata. dudağımın kenarında kalan kırıntılara kadar hepsini afiyetle mideme indiriyordum. şevki amca günlük gazetesini indirip yaşlı gözlerini ortaya çıkardığında son lokmamdaydım. her daim bana sevecen bakan gözleri arkamdaki seniha teyzede kalmıştı.
“seniha affet beni. sensiz öldüğümü gör artık. şu güzel kızın üzerine yemin ederim, elimin kolumun sende olamaması üzerine yemin ederim ki pişmanım. gel kaldığımız yerden devam edelim seniha.” 
o gün dünyayı da cehennemi de kundaklamak istemiştim. kaçacak yerimiz kalmasındı. on yaş ellerim bunu yapmak istemiş, gözlerim geleceği bilerek sızlamıştı. barışmışlardı. o gün gerçekten mutlu olmuşlardı. altı ay sonra seniha teyze canına kıydığında gözyaşlarım tüm ısısını kaybetmişti.
-o geceyi sağ bileğime işledim. hala durur o sızı sağ bileğimin sol köşesinde.- lâl olsaydın da söylemeseydin şevki amca. baştan başlasaydınız. veyahut sondan. o da olmazsa ortadan girseydiniz. ama kaldığınız yerden devam etmeseydiniz. ölmeseydiniz.
kağıt kesiklerim yıldırdı beni. tutmaz oldu bağlarım. başladığım yere, içime çöktüm. artık çöktüğüm yerden soluyorum kanımı. ölmedim. vakit yakın lakin.
kesin olan şu ki ben ölüyüm, çoktan intihar etmişim. intihar ettirildim, demek istiyorum. ve artık ölüme açlık duymuyorum. var olmaya açlık bu. özür dilerim anne, özür dilerim. ölümümden böyle bahsettiğim için; çöp atar gibi, bakkala gidecekmiş gibi bahsettigim için özür dilerim. ölümüm olağan da anne, ziyanım nasıl olağan olsun. çok kötülüğüm dokundu, çok. peki beni affedebilecekler mi anne. söylesene, susma. yanıyorum, susma.
ve bu boş,luk. içine iyi olan her şeyi çekmeye hazır bu arsız boşluk. doyumsuz bir aç. güneşin dolduramadığı, günün yer edinemediği bir boşluk. günde yerim yok ise, sevilememişsem eğer; gece gibi olacağım. karanlığımı örterek düşyüzüme, ruhlara tutunacağım.
bu kadar da dışında olamam kendimin. sen yok iken genzime dolan o incecik dumanlı kokuyu hayal ediyor olamam. kendimi boğuyor olamam. boynumdaki zülfü bağı benim olamaz. içimdeki denize sorun, size söyleyecektir. içimdeki deniz. içimdeki deniz? ne denizi yahu. kanım çekildi, denizim mi çekilmeyecek.
mutfağımdayım. bir ekmek kırıntısının yanındayım. ona, beni sevmesini söylüyordum. ona, beni sevmesini. bu masanın altından çıkmamı sağlayacak bir neden istiyordum. boyumu aşmış dertlerimi, dinleyin bu dertlerimi. altından kalkmaya, üstünden bakmaya mecalim yok oğlum. üstüme üstüme, derinime derinime gelmeyin yeter. itmeyin beni o köşeye. gidemiyorum boşluktan öteye. itmeyin itmeyin, demiştim be oğlum. velhasıl artık önemsiz, kuyumun dibindeyim. dibindeyim. kimseden daha fazlası, hiçbir şeyim.
dalgalar arasında boğulacağını anladıktan sonra kendini salıverenlerdenim belki de. felaketi bir an evvel isteyenler gibi bırakanlardanım. ve şimdi o dalgalar yutacak beni. sağ kalanlardan olursam eğer, şanslı bellemeyin beni. aynalar tanımaz olur yüzümü. yosun kaplar içimi. yine de dalgaların fevriliğini, özgürlüğünü isterim. günah isterim.