-

17 Ocak 2016 Pazar

inandığım günlerde, sırf bana aynı coşkuyla adımı söyler diye, tüm bozukluklarımı kaç dilenciye verdiğimi saymadım. bangır bangır müslüm gürses çalıyordu evde. annemin keklerinin dibi tutuyordu şeker bayramında elma dağıtıyordu komşulara. gördüğüm her kedinin ağzından öpüyordum, mahallenin delisi oluyordum böylece. sonu görülen bir sokakta da yürünebileceğini bağırabileceğim için o dört katlı kırmızı binanın önünde yalvardım her yanını. ben seninle bir bayırı baştan sona yürümek istiyordum ve ciğerlerim temiz de değildi o zaman. sonra bir şiir okuyordum ve aklıma sen geliyordun. alışkanlık haline gelmiş intihar düşüncesine yeltenen kalbim için ders kitapları çok ağırdı. bana seni nasıl seveceğimi anlatacak bir kitap lazımdı, yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacaktım. akşam olurdu, balıkçıya;
-günaydın! derdim, ismini taşıyan bir sokak sonunda. iki şeyin birbiriyle çarpışması iç dengelerini kaybettirirmiş,  annemin dualarıyla ayakta duruyordum üç ihlas bir fatiha. babamın cevapsız aramaları bir babam olduğunu hatırlatıyordu. trafik sağdan akıyordu benim başım hep sola çevriliydi. bir tam etmezken bütünlüğü anlatmaya çalışıyordum bir de bu kapıdan bak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder