-

17 Ocak 2016 Pazar

benim olmayan dünyayı, eline koluna kapaklanıp, birkaç tur bile dönemediğim dünyayı, mesela sofrada olmayan yağı, balı ve kuş sütünü nasıl anlatacağım. 
olmayan sensin yine. attığım her adımda, isminin baş harfini bastırarak söyleyişime güldüğün, şimdilerde bir ucube gibi duran o ağacın altında, kaç kadından doymuş ağzınla, sanki annene kızgınlığında yazdığın mektubun, buruşturup atılan a4 kağıtlarıyım.
ya da dolabın kenarına sıkıştırdığım mevsimlik elbisemi mevsimin sonunda bulmuşum.
keşke kapıyı çarpıp çıktığım o evlerde olsaydın, o zaman kaçabiliyorum! diye büyük bir coşkuyla uzanırdım, beni karşılayan çamurlu kaldırım taşlarına.
ama bu yere kapaklanmak, yere kucak açmak, ‘’yer’’ olmak.
ben artık senin adına misafirlik yapan ağızları
tek yumrukla dağıtma isteğimin önüne geçemiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder