-

8 Aralık 2015 Salı

günlerce yatakta bir ceset gibi uzandım. yıllar yorganımın altından davetsiz bir koku gibi bacaklarıma sindi. hiç kimse odamın kapısının önünden yanlışlıkla bile geçmedi. perdelerin kapalı olduğundan emin oldum. damlatan banyo musluğunun yanında saatlerce oturdum. mutfaktaki o çekmecelere alelade takılan aklımı ucuz filmlerle doldurdum. gecenin kör ayazında durdurulan arabadan inen iki kadın nefes nefese bağrıştılar. kadınlardan biri son kuvvetle beni görmüyorsun dedi. kadın ağladı. ben ağladım. diğeri sustu. 
aklıma sen geldin, aslında aklımdan hiç gitmedin. 

sessiz feryat. her şey sustu sonra. 


penceremin önünde acı acı miyavlayan siyah kedinin kesilen kuyruğu yan evin bodrumunda bulundu. sokağımızdan el ayak çekilir oldu. 



bir bilgenin sabrını taşırabilecek kadar saldırgan, 

bir kediyi sakinleştirebilecek kadar uysal, 
bir topluluğu gülmekten kırıp geçirebilecek kadar pozitif, 
yoldan geçen herhangi birini uçuruma sürükleyebilecek kadar negatif, 
tüm gece dans edebilecek kadar enerjik, 
tüm gün uyuyabilecek kadar yorgun, 
bir haftalık işi yarım günde bitirecek kadar hızlı, 
yarım günlük işi bir aya yayabilecek kadar yavaş.

bir saat kadar önce, odamın kapısı ile yatağım arasındaki mesafeyi yürüyebileceğime inandığımda, hissettiklerim bunlardı. ya hepsi, ya hiçbiri.

bir gelincik boynu kadar narin ya da bir çam ağacı kadar güçlü. 

ama kimin umrunda.

kendine fiziksel bir zarar vermediğin sürece kötü olduğuna kimse inanmıyor. 
oysa pencere altlarındaki sandalyeleri uzak, pencereleri kapalı tutuyorsun,
mutfaktaki o çekmecelerden uzak durmak için günlerdir odandan çıkmıyorsun, 
küçük bir kıvılcımdan bile kaçıyorsun, için patlamaya hazır. 

onların dünyasında iniş çıkışlar bu denli büyük değil.

onların dünyasında coşku, delilik derecesine varmıyor. 
onların dünyasında bunalım ölüm korkusuna, 
belki de ölüm isteğine dönüşmüyor.

kitabın kapağını kapatıp sıkıca göğsüme bastırdım. korktuğum başıma geldi. evdeki tüm lambaların kapalı olduğundan emin oldum. tüm prizlere tek tek dokundum. bu bir arkadaşımın huyuydu, adını hatırlamıyorum.


yarım kaldım çünkü ben. 

bir yarım öylece kaldı. 
kaldı yarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder