ne zaman hüzünlü bir şarkı açsam
kendimi seni yazarken bulmaktan yoruldum. niye diyeceksin, niye. hani yorulmazdı insan sevmekten diyeceksin. ben sevmekten değil
senin beni sevmeni beklemekten yoruldum çocuk. ne ben vazgeçebileceğim ne sen gelebileceksin bir daha. böyle mahvolacağım işte gör bak. insan sonunu görebiliyor-muş bazen. sonunu yazabiliyor-muş. bunun ne kadar acı verdiğini anlatmak isterdim sana biraz. çok değil biraz fısıldamak isterdim sana ah edişlerimi. ama ne senin gelip beni dinleyeceğin var, ne benim sana gelip bir ah edeceğim var. anlayacağın sonumuzu getirdik ellerimiz ile. ya da getirdim sonumuzu ellerim ile.
bilmediğin bir şeyden bahsedeceğim sana,
komik olduğu kadar acı bak bu.
bazı geceler gözlerim ellerime dalıp gidiyor. uzunca süre ellerimi izliyorum. ne komik. bazı insanlar ellerine bakarlar, birçok güzelliğine şahit olmuştur elleri. bakar, gülümser. insan ellerine bakar gülümser. bu doğru. fakat benim ki bu değil. ben ellerime bakıp kızıyorum. ağlıyorum ellerime. kesip atasım geliyor. sonra nasıl yazacağım ona diyorum. vazgeçiyorum bu vahşetten. korkuyorum kendime zarar vermekten.
korkuyorum. aslında korkmamalıyım. birçok şeyi korkmadan korkusuzca yaptım. seni kaybettim ben ellerim ile. şimdi ellerimi kesmenin o kadar korkunç bir fikir olduğunu düşünmüyorum biliyor musun. bilme. sen bana dair hiçbir şeyi bilme. ha birde;
bana dair hatırlayacağın güzel bir şey bırakamamak sana,
bu beni kahrediyor.
üzüyor,
bıçaklıyor her yerimden sanki.
bil diye söylemiyorum gerçekten ama,
üzülüyorum çok.
diyeceksin içinden geçireceksin biliyorum;
iyi oldu diyeceksin belki. ya da hakettin. cart curt gibi anlamsız şeyler diyeceksin. anlamsız diyorum çünkü
bunlara bile yükleyebileceğin bir anlam bırakmadım ben sana.
ben sana;
acı bıraktım. şöyle gelip göğsüne oturan sızı bıraktım.
hatıra değil bak.
sızı. acı.
ben sana bunları kendi ellerim ile yaşattım.
kendimi seni yazarken bulmaktan yoruldum. niye diyeceksin, niye. hani yorulmazdı insan sevmekten diyeceksin. ben sevmekten değil
senin beni sevmeni beklemekten yoruldum çocuk. ne ben vazgeçebileceğim ne sen gelebileceksin bir daha. böyle mahvolacağım işte gör bak. insan sonunu görebiliyor-muş bazen. sonunu yazabiliyor-muş. bunun ne kadar acı verdiğini anlatmak isterdim sana biraz. çok değil biraz fısıldamak isterdim sana ah edişlerimi. ama ne senin gelip beni dinleyeceğin var, ne benim sana gelip bir ah edeceğim var. anlayacağın sonumuzu getirdik ellerimiz ile. ya da getirdim sonumuzu ellerim ile.
bilmediğin bir şeyden bahsedeceğim sana,
komik olduğu kadar acı bak bu.
bazı geceler gözlerim ellerime dalıp gidiyor. uzunca süre ellerimi izliyorum. ne komik. bazı insanlar ellerine bakarlar, birçok güzelliğine şahit olmuştur elleri. bakar, gülümser. insan ellerine bakar gülümser. bu doğru. fakat benim ki bu değil. ben ellerime bakıp kızıyorum. ağlıyorum ellerime. kesip atasım geliyor. sonra nasıl yazacağım ona diyorum. vazgeçiyorum bu vahşetten. korkuyorum kendime zarar vermekten.
korkuyorum. aslında korkmamalıyım. birçok şeyi korkmadan korkusuzca yaptım. seni kaybettim ben ellerim ile. şimdi ellerimi kesmenin o kadar korkunç bir fikir olduğunu düşünmüyorum biliyor musun. bilme. sen bana dair hiçbir şeyi bilme. ha birde;
bana dair hatırlayacağın güzel bir şey bırakamamak sana,
bu beni kahrediyor.
üzüyor,
bıçaklıyor her yerimden sanki.
bil diye söylemiyorum gerçekten ama,
üzülüyorum çok.
diyeceksin içinden geçireceksin biliyorum;
iyi oldu diyeceksin belki. ya da hakettin. cart curt gibi anlamsız şeyler diyeceksin. anlamsız diyorum çünkü
bunlara bile yükleyebileceğin bir anlam bırakmadım ben sana.
ben sana;
acı bıraktım. şöyle gelip göğsüne oturan sızı bıraktım.
hatıra değil bak.
sızı. acı.
ben sana bunları kendi ellerim ile yaşattım.
o yüzden dediğim gibi ellerimi kesip atma fikri artık korkunç gelmiyor. bir kez daha hoşçakal. sen buna da inanacaksın biliyorum. ama değil. gerçek değil. sana edilen hiçbir hoşçakal gerçek değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder