bir şarkı açtım eski püskü bir radyodan
hala çalışıyor olmasına da hayret etmedim değil
cem özkan-dön bana çalıyor
kırılıyorum biraz
ayaklarımı da küçükken ki gibi sarkıtıyorum balkondan aşağıya
neyse ki
annem görmüyor, yoksa kızar eskisi gibi biliyorum
evde kimse olmadığında hep bir hüzün oturuyor
şurama.
niyedir bilmem
bilmekte istemem
demirlere sarılıyorum
hala düşerim korkusuyla yaşıyorum
yükseklik korkum var
ama çoğu zaman intihar
düşüncesiyle geçiriyorum zamanı
korkunç gelmiyor
insan bazen kurtulmak isteyebiliyor
bitsin benden bu kadar
diyebiliyor
insan bazen ufacık çocuk olabiliyor
deli saçması şeyler yapabiliyor
hatta insan bazen kendini kaybedip
aylarca bulamıyor
şahidim,
kendimi kaybettim ve yıllardır
bulamıyorum
üzgün değilim bu duruma
kendim olmakta olmamakta
bir hayli sızlatıyordu
ben kendim olmamayı seçtim ya da şöyle söyleyeyim mecbur kaldım
kendimi nasıl kaybettiğimi bilmiyorum belki zor olmamıştır ne dersiniz
kendimden kaçıyordum belki
benliğimden, doğrulardan, gerçeklerden kaçarken
bir sokak arasına denk geldim oturdum ağladım orada
hiç bilmediğiniz bir sokak arasında oturup ağladığınız oluyor mu
ya da oturup oracıkta sarhoş olduğunuz oluyor mu
ben çoğu zamanımı evde geçiren birisiyim
ama bunları hep istiyorum, hep yapmak istiyorum
ne zaman kötü olsam
bir sokak arasına kaçıp tanımadığım insanların
yüzlerini incelemek, izlemek istiyorum
bir sokak arasına kaçıp orada ağlamak istiyorum ta ki birisi yanıma oturup
neyin var deyinceye kadar..
iyi değilim biliyorum,
belki de çalan şarkıda iyi değildir,
daha niye ağlatsın ki.
şarkıyı kaybettiğim kendime armağan etsem
şimdi komik mi olurdu,
olursa da olsun
ne yapalım insan bazen özlüyor
kaybettiği kendini
benliğini
insan bazen özlüyor gerçekleri
doğru ya, ne zamana kadar yalanlarla yaşayabilir
ne zamana kadar kendinizi
böyle kandırabilirsiniz ki.
“gerçekler peş bırakmaz çocuklar.” demişti birisi.
doğru.
bırakmıyor.
ne kadar sığınırsan sığın yalana dolana, gerçekler seni o sokak aralarında bulup
öldürüyor…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder